Kansere Karşı Yolculuk: Velda Öncel’in Kendi Sözleriyle Umut ve Farkındalık
Kansere karşı umut dolu bir yolculuk: Velda Öncel’in kendi sözleriyle farkındalık ve direniş.

2019 yılında kansere yolculuk başlayan Velda Öncel, krizli anlarda dahi umutlu kalmanın ve kendine bakmanın yollarını paylaşır. “Yolumu değiştirdiği için kansere teşekkür ediyorum” sözleriyle başlıyor konuşması; Evren’in bize “Kendine bak” dediğini vurgular ve süreci yaşarken belirsizlik ve korkunun en ağır yüklerden biri olduğuna dikkat çeker. Kanserde erken teşhisin hayat kurtarıcı olduğuna inanıyorum ve bu süreçte sevdiklerimizle daha bilinçli bir yaşama adım atmanın mümkün olduğunu belirtir.
Velda Öncel’in tetikte olan duyguları, göğsündeki tümörün prolaktin hormonunun yükselmesiyle tetiklenen erken farkındalıkla şekillendi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olan ve Tıbbi Biyoloji ile Genetik alanında birikim yapan Öncel, 5 yıl süren tedavi maratonunu geride bıraktıktan sonra yaşam görüşünün tamamen değiştiğini aktarıyor. “Yolumu değiştirdiği için kansere teşekkür ediyorum” ifadesiyle, hastalıkla mücadele ettiği dönemde elde ettiği içgörüleri paylaşıyor.
Her yıl Ekim ayında kutlanan Meme Kanseri Farkındalık Ayı, bu hastalığın tarama ve önlenmesi konularında toplumu bilinçlendirmeyi amaçlar. Öncelik, erken teşhis ve düzenli kontroller ile kayıpların en aza indirilmesidir. “Asıl korku sevdiklerimi görememe düşüncesi” ifadesiyle, kanserle ilk karşılaşmanın yaşadığı anlarını ve o anlardaki içsel çatışmayı anlatır. Üstlendiği mücadelede ultrason, biyopsi ve ameliyat süreçlerini ayrıntılarıyla aktarır; mavi boya yöntemiyle gerçekleştirilen operasyon sayesinde tümörü temizlemek ve gerekiyorsa memesiyle ilgili operasyon kararını verirler.
Erken teşhis hayatımı kurtardı diyen Öncel, tedavi sürecinin her aşamasını dikkatle özetler. Büyük tümörlerin kemoterapi veya radyoterapi gerektirebileceğini; ancak bu durumda bile bazı hastalarda tedavinin farklı bir planla ilerleyebileceğini ifade eder. Kendi durumunda genetik yatkınlık yoktu ve tümörün küçüklüğü nedeniyle kemoterapi yerine radyoterapi ve hormonlara yönelik tedaviler uygulanmıştır. Bu süreçte günlük yaşam ve beslenme alışkanlıklarında da büyük değişiklikler meydana gelmiştir.
Rutin kontrollerin önemine vurgu yapan Öncel, Avrupa ülkelerinde bu süreçlerin daha sistematik yürütüldüğünü, Türkiye’de ise benzer bir yapı olmadığını ancak kadınların kendi sağlıklarına sahip çıkması gerektiğini dile getirir. “Tümör, süt kanalı içinde olduğu için prolaktin yüksek çıktı; bu durumda bilinçli olmak ve hormonları kontrol ettirmek kritik” diye konuşur.
Yaşanan süreç, Velda Öncel için derin bir içsel dönüşüm getirdi. Hızla büyüyen bir farkındalık sürecine giren Öncel, bundan sonraki adımlarını eğitimler ve enerji çalışmalarıyla desteklemeye karar verir. “Hayattan keyif almak, sınırlar koymak ve ‘hayır’ demeyi öğrenmek” onun için yeni bir yaşam felsebesi haline geldi. Ailesinde kanser öyküsü olanlara yönelik uyarılarında, erken teşhis ve düzenli taramanın altını çizer; sevgi ve farkındalık ile ilerlemenin en güçlü şifa kaynağı olduğunu vurgular.





