Kıbrıs ve Türkiye: Tarihsel Bağlar, Güçlü Garantörlük ve Ulusal Dayanışma
Kıbrıs ve Türkiye arasındaki tarihsel bağlar, güçlü garantörlük ve ulusal dayanışmayı keşfedin; geçmişten günümüze süregelen önemli ilişkiler.

Kıbrıs adası, antik çağlardan günümüze değin stratejik bir konuma sahip olmuştur. Bölgede nüfuz sahibi olmak isteyen aktörler, daima bu adada söz sahibi olmayı amaçlamıştır. Anadolu’nun adaya olan coğrafi yakınlığı karşısında, Türkiye ile Kıbrıs arasına kurulmak istenen engeller de tarih boyunca varlığını sürdürmüştür.
Kıbrıs Türk halkının ortak hafızası, adada atalarının 1571 yıllarına uzanan varoluşunu ve bu toprakları öz vatan olarak görmeyi vurgular. Orta Doğu’nun ve Akdeniz’in kaderiyle iç içe geçmiş bu topraklarda, kimseye misafir statüsü yakıştırması yapılamaz. Anavatan Türkiye ile olan birlik, bu topraklarda hem siyasi hem de tarihsel bir bütünlük arzusu taşır; ortak mücadelemiz, bu bağın sarsılmaması için kararlı bir şekilde sürdürülmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin KKTC’yi tanıması, bu bağın en temel ifadesi olarak görülür. Eğer gerekli destek ve köklü dayanışma olmasaydı, karşı tarafın güç hesaplarına karşı direnmek çok daha zor olurdu.
KKTC ve Kıbrıs Türk halkı, zaman içinde çok yönlü tehditlerle karşı karşıya kalmıştır. 1974 Barış Harekatı sonrasında Rum tarafının askeri kapasitesi küçülmüş olsa da, güncel olarak güneydeki silahlanma ve bazı ülkelerde üsler kurma yönündeki planlar, bu niyetlerin görünmeye başladığını gösterir. Ancak korkmuyor, yalnızca barış adına temkinli bir umut taşıyoruz.
İçinde bulunduğumuz süreçte, dünya sahnesindeki lider Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM başta olmak üzere pek çok platformda KKTC’nin tanınması ve Kıbrıs’ta iki eşit egemen devletin ifadesini dile getirmesi, kararlılığımızı ve olası bir çözümde kırmızı çizgilerimizi netleştirmektedir. Sayın Erdoğan’a derin bir teşekkür borcumuz vardır.
İki eşit egemen devlet modeli, yeni politika anlayışımızın temel taşlarından biridir. Bu yaklaşımın uygulanabilirliğinin altını çizerken, Türkiye’nin garantörlük rolünün yaşamsal önemi de vurgulanmaktadır. 1960’da kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, Makarios’un zorlu imza süreciyle karşılaşmasının sebebi, Türkiye’nin garantörlük ve Türk askerinin adaya konuşlandırılma taahhüdüdür. Rum liderliği bu garantörlüğe karşı çıkarken, biz ise bu haklılığı savunmaya devam ediyoruz.
19 Ekim 2025 tarihinde KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimleri heyecanla karşılanacaktır. Demokrasi şöleni olarak da görülmesi gerektiğinin altını çiziyorum; seçimlerin hem KKTC için hem de Türkiye için hayati önemi büyüktür. Var olan ilişkileri etkileyebilecek bu süreçte, seçim sonucu KKTC-TC arasındaki yakınlığı hangi yönde şekillendirecektir, bu belirsizliğe rağmen kararlılıklarımız sürüyor.
Hükümetimizin yaşam çizgisi, dayanışma ve güçlü bir birlik duygusuyla şekillenmektedir. Ulusal Birlik Partisi (UBP) bu dönemde bir mücadele ve ulusal nöbet partisidir. ANAVATANLA KADER BİRLİĞİ VEGİZLEÇİDİR ifadesiyle hareket ediyoruz. Kıbrıs Türk halkının hassasiyetlerini gözeterek yol haritamızı belirliyoruz. Tüm siyasi partileri ve adayları, bu kritik süreçte sorumluluk sahibi davranmaya davet ediyorum.
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın desteklenmesi ve yeniden seçilmesi için çalışmalar kesintisiz devam edecektir. Bu zafer, Kıbrıs Türk halkının ihtiyaçları doğrultusunda ulusal bir görev olarak görülmelidir. Her seçim önemli olmakla birlikte şu dönemdeki seçim, özel ve belirgin bir ağırlığa sahiptir. Halkımızı, saygı, sevgi ve kardeşlik duygularıyla bir kez daha kucaklıyorum.





