İyi Ne Var Ki: Yazıyla Hesaplaşmanın Sermayesi
İyi Ne Var Ki: Yazıyla Hesaplaşmanın Sermayesi—kelimelerin gücüyle zekice bir meydan okuma, dilin derinliklerinde zenginleşen bir macera.

Ülkenin her köşesi yangın yeri gibi. İnsanların “iyi” diyeceği şeyler tükenmiş; sevinçler, umutlar, hayaller yolda düşmüş. Omuzlarda ağır bir yük var; içindeki sessiz isyan, küçücük bir cümleye sığdırılmış: İyi ne var ki… çünkü anlatmaya kalksan yetmez; sustukça içini kemiren bir boşluk. Bıktık. Yorulduk. İçimizde biriken sessizlik çürümeye başladı artık. İnsan hâlá nefes alıyor; fakat yaşamak, yalnızca bir alışkanlık hâline gelmiş.
Her şey yıkılıyor; biz sadece izliyoruz. Ve sonra diyoruz ki: “İyi ne var ki… yazalım bari!” Çünkü iyi diyecek hiçbir şey bırakmadınız. Hayallerimizi çaldınız, umutlarımızı boğdunuz, yarınlarımızı çıplaklıkla ortada bıraktınız. İnsanlar düşüyor; biz susuyoruz. Çığlıklarımızı bastıran bir dünya kurdunuz; gözlerimizi kapattınız, kulaklarımızı sağır ettiniz.
Ve hâlâ, hâlâ bizden umutlu olmamızı mı bekliyorsunuz? Hayır! Umudu da kirlettiniz. Artık kimse “iyi” diyemiyor; çünkü “iyi” dediklerimiz bile yaralı. Her gün yeni bir yara açılıyor; her gün biraz daha kanıyoruz. Acımızı saklayacak yer bulamıyoruz. İşte bu yüzden yazıyoruz! Yazmak, unuttuğunuz haykırışın intikamıdır; susturduğunuz çığlıkların sayfalara kazınmasıdır. Yazmak, tükenmişliğe ve çaresizliğe meydan okumaktır.
Bazen tek bir cümle yeter: “İyi ne var ki, yazalım!” Bu cümlede öfke var, yorgunluk var, isyan var; ama aynı zamanda hâlâ bir direnç var. Çünkü hâlâ yazabiliyorsak, hâlâ yaşıyoruz. Hâlâ bazı şeyleri unutmadık; hâlâ anlatacak kadar içimiz yanıyor. Bilin ki bu yazılar, susturulmuş bir neslin haykırışları olarak geri dönecek. Kalem, susturulmuş bir toplumun son silahıdır. Ve unutmayın ki, biz artık sadece yazmıyoruz… Biz hesap soruyoruz!





