Kıbrıs ve Akdeniz’de Yeni Caydırıcılık: Shay Gal’ın İddiaları ve Bölgesel Stratejiler
Kıbrıs ve Akdeniz’de yeni caydırıcılık: Shay Gal’ın iddiaları ve bölgesel stratejiler üzerine güncel analiz

İsrail savunma sanayisinde üst düzey görevler üstlenmiş olan Shay Gal, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) İsrail’e 12 Gün Savaşı sırasında ciddi bir destek verdiğini ileri sürdü. Gal, KKTC’yi Türkiye’nin uçak gemisi olarak tanımlarken, Lefkoşa’da bulunan İHA üslerine dair olası askeri müdahale senaryolarını da tartıştı. Lefkoşa–Atina–Kudüs üçgeninin önemi üzerinde durdu.

Doğu Akdeniz’deki dengeleri değerlendiren Gal, GKRY–İsrail yakınlaşmasının Ankara’nın planlarına karşı yeni bir caydırıcılık düzeni kurabileceğini savundu. Haziran 2025’te İran ile yaşanan çatışmalar sırasında KKTC’nin İsrail’e destek verdiğini bunun bir dayanışma örneği olduğunu belirtti. İsrail sivil uçakları olası İran misillemelerinden korunmak amacıyla sessizce Kıbrıs ve Yunanistan havaalanlarına yönlendirilmişti. Bu adım ise Lefkoşa’nın hava sahasını açmasına yol açtı.
“Kıbrıs Avrupa’nın ileri cephesi ve Akdeniz’in kalbi” ifadesiyle Gal, Güney Kıbrıs’ın stratejik önemini vurguladı ve Türkiye’nin “işgal ve inkâr düzeni” kurduğunu öne sürdü. Buna karşılık Lefkoşa, Atina ve Kudüs’ün ortak kader inşasıyla yeni bir denge kuracağını belirtti. “KKTC, TÜRKİYE’NİN UÇAK GEMİSİDİR” ifadesiyle Kuzey Kıbrıs’a yönelik bir acil durum planını hatırlattı. Adını “Poseidon’un Gazabı” koyduğu senaryoda Türkiye’den takviyelerin engellenmesi, hava savunma ve istihbarat merkezlerinin hedef alınması ve Türk birliklerinin geri itilmesi gerektiğini savunmuştu. Röportajda bu yazıya vurgu yapılarak, “İşgal altındaki kuzey donmuş bir ihtilaf değil; Türkiye’nin dokunulmaz uçak gemisidir.” ifadesiyle KKTC’ye yönelik eleştirisini sürdürdü.
Gal, “Bayraktar ve Akıncı İHA’ları Lefkoşa’dan kalkıyor, ATMACA füzeleri deniz yollarını tehdit ediyor, Beşparmak Dağları’nda konuşlu SIGINT birimleri Kıbrıs ve İsrail’i hedeflere çevirecek” iddiasında bulundu. Ayrıca kumarhaneler, üniversiteler ve limanların HAMAS’a finansman sağladığı ve İran ağlarının Avrupa’ya sızmasına aracılık ettiği yönünde suçlamalarda bulundu.
“TÜRKİYE’YE KARŞI KIRMIZI ÇİZGİLER” olarak belirlediği kırmızı çizgileri şunlar oldu: kuzeyde balistik füze veya İHA sistemlerinin konuşlandırılması, uluslararası deniz yolları üzerinde sürekli silahlı İHA uçuşları ve sivil altyapıya yönelik siber saldırılar. Bu çizgiler ihlal edildiğinde uygulanacak adımlar arasında takviyelerin imha edilmesi, hava savunma sistemlerinin devre dışı bırakılması, komuta merkezleri ve SIGINT tesislerinin yok edilmesi yer alıyor.
Gal, Kıbrıs’ın güvenlik şemsiyesi olarak AB’nin Lizbon Antlaşması’nı görme gerektiğini savundu. NATO’nun 5. Maddesi’nin otomatik güvenlik garantisi olmadığını belirten Gal, AB’nin Kıbrıs kuzeyini işgal altında gördüğünü ileri sürdü ve KKTC’deki İHA üslerine müdahalenin meşru sayılabileceğini savundu.
“BU DENİZ BİZİM” diyerek sözlerini bitiren Gal, Kuzey Kıbrıs’taki işgalin sonsuza kadar sürmeyeceğini ve gerekirse güç kullanılarak bitebileceğini ifade etti. Türkiye, KKTC ve İsrail’in birlikte yeni bir düzen kurmaya yöneldiğini ve bu dengeyi bozacak her türlü girişime karşı mücadeleye hazır olduklarını belirtti.





