Özersay’dan Hristodulidis’e: Pandora’nın kutusunu siz açtınız
Özersay’dan Hristodulidis’e sert çıkış: Pandora’nın kutusunu siz açtınız. Detaylar ve gelişmeler için hemen okuyun.

Özersay, yaptığı detaylı ve kapsamlı açıklamada, Rum liderliğinin bölgede istikrarı ve barışı ciddi anlamda tehdit eden yeni politikalar geliştirdiğine dikkat çekti. Özellikle, yasa değişiklikleri ve polis teşkilatında kurulan özel birimlerle birlikte, mülkiyet temelli bireysel ceza davalarının devlet eliyle teşvik edilmesinin, adadaki mevcut huzuru ve toplumsal uyumu ciddi şekilde sarstığını vurguladı. Bu yaklaşımın, sadece hukuki değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal bir risk oluşturduğunu belirten Özersay, bu uygulamaların, adanın iki toplumlu yapısında derin çatlaklar açabileceği endişesini dile getirdi.
Özersay, ayrıca Rum liderliğinin bu tutumunun, bölgedeki gerilimi tırmandırmak ve mevcut durumu daha da karmaşık hale getirmek amacıyla kasıtlı olarak ortaya atıldığını iddia etti. “Mülkiyetle bağlantılı olarak yaşanan gerilimden en büyük sorumlunun, Rum liderliği olduğunu” belirten Özersay, bu politikanın, adadaki barış ve istikrar arayışlarına ciddi darbe vurduğunu vurguladı. Ayrıca, Rum liderliğinin, devlet eliyle bireysel ceza davalarını körükleyerek, adadaki toplumlar arasındaki güveni zayıflatmaya çalıştığını da sözlerine ekledi.
İki devletli çözüm ve Pandora’nın kutusu
Özersay, “İki devletli çözüm konusunda da Pandora’nın kutusunu siz açtınız” diyerek, geçmişte bu fikrin müzakere masasında kaçmak ve zaman kazanmak amacıyla ortaya atıldığını hatırlattı. Bu yaklaşımın, bölgedeki barış ve istikrarı olumsuz etkileyebileceğine işaret eden Özersay, söz konusu sürecin sorumlularından biri olarak, Kıbrıs Rum lideri Anastasiadis ile birlikte hareket eden ve iki devletli çözüm fikrini dillendirenleri gösterdi. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Sayın Çavuşoğlu ile yapılan görüşmelerde dahi, bu taktiksel yaklaşımın gündeme getirildiğine dikkat çekti ve bu durumun, Pandora’nın kutusunu açanlar arasında yer aldığını belirtti.
AİHM kararlarına rağmen devam eden hukuki ihlaller
Özersay, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarına rağmen Güney Kıbrıs’ta bireysel ceza davalarının teşvik edilmesine devam edildiğini ifade etti. Bu durumun, AİHM’nin Taşınmaz Mal Komisyonu (TMK) kararlarını iç hukuk yolu olarak kabul etmesine rağmen, Rum yönetiminin bu kararları hiçe saydığını gösterdiğini belirtti. Özersay, “AİHM kararlarını hiçe sayan, bu kararların uygulanmasını engelleyen ve bizzat kendisi tarafından körüklenen bu uygulama, adada adil yargılanma ve hukuki güvenlik açısından ciddi sorunlar yaratmaktadır” dedi. Ayrıca, Rum yönetiminin bu tutum karşısında, kendilerine eleştiri yöneltilmesine rağmen, “ne yapayım, mahkemelere karışamam” diyerek sorumluluktan kaçmaya çalıştığını da sözlerine ekledi.
Siyasi tercihler ve toplumsal barış tehdidi
Özersay, Rum liderliğinin yaptığı açıklamaların, hukuki değil, tamamen siyasi motiveyle yapıldığını ve bu durumun, toplumsal barışa ciddi tehditler oluşturduğunu vurguladı. “Kıbrıs’taki mülkiyet sorunu, bireysel ceza davalarıyla çözülemez. Bu yöntemler, adadaki gerilimi artırmak ve toplumlar arasında derin uçurumlar oluşturmak için bilinçli olarak tercih edilmektedir” diyen Özersay, bu politikaların, adadaki huzuru tehdit eden ve toplumlar arasındaki güveni sarsan ciddi riskler barındırdığını belirtti.
Uyarılar ve alınan önlemler
Özersay, aylar önce Gazimağusa, Lefkoşa ve Girne’de düzenlenen mülkiyet konulu konferanslarda, bu tehlikeye dikkat çektiğini ve Rum liderliğinin bu uyarılara kulak asmadığını vurguladı. “Bu yaklaşım devam ederse, adadaki huzuru kaybedersiniz, insanları birbirine düşürürsünüz” şeklinde uyarılarda bulunduğunu hatırlatan Özersay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne yazık ki, bu uyarılarımız dikkate alınmadı. Bu politikanın devam etmesi halinde, adada barışın ve istikrarın sürdürülebilirliği tehlikeye girecek ve toplumlar arasındaki karşılıklı güven tamamen zedelenecektir.” Bu nedenle, barış ve güven ortamının sağlanması için, uluslararası toplumun ve ilgili tarafların, sorumlu davranışlar sergilemesi gerektiğini sözlerine ekledi. Ayrıca, diyalog ve müzakere yolunun, barışın inşasında en etkili araç olduğunu vurguladı ve her zaman yapıcı adımlar atılması gerektiğine işaret etti.





