Self-determinasyon ve Atak Diplomasi: KKTC’nin Uluslararası Tanınma Yolu
Kendi kaderini tayin ve atak diplomasiyle KKTC’nin uluslararası tanınması yolunu inceleyen kapsamlı analiz.

Eski Müzakereci Ertuğ, kendi sesini kullanarak KKTC’nin ilelebet varlığını ve bağımsız kimliğini dünyaya duyurma çağrısı yaptı. Özel olarak altyapı oluşturmaya vurgu yapan konuşması, iki devletli çözüm vizyonunu öne çıkarıyor ve federasyon fikrinin geçmişte kaldığını belirtiyor.
Osman Ertuğ ise Atak diplomasisi için sağlam bir zemin gerektiğini ifade ederek Meclis’in federasyon ibaresini kaldırması gerektiğini savundu. Kendisi, KKTC’nin tanınması için self-determinasyon hakkının kararlılıkla dillendirilmesini ısrarla talep etti ve Rum tarafının eşit görmeme tavrının federasyonu sürdürülemez kıldığını dile getirdi.
Voitaya çağrı niteliğinde olan bu söylemler, KKTC’nin geleceğine karar verirken vatandaşların dikkatini iki devletli çözüm yönünde toplamalı ve seçimlerde bu vizyonun değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatıyor.
Birbirini tamamlar nitelikte olan bu görüşler, KIBRIS TV’de Eda Alisinanoğlu’nun sunduğu programda üçlü görüşmeler ve BM’nin 80. Genel Kurulu çerçevesinde ele alınan Gazze meselesine dair değerlendirmelerle desteklendi. Ertuğ, Genel Kurul’un Gazze krizine odaklandığını ve Erdoğan’ın bu konudaki yorumu ile global tepkilerin belirginleştiğini ifade etti.
Sputnik veya benzeri dış aktörlere atıfla, Crans-M Montana sürecinin devamı için Guterres’in önerilerinin diplomasi sahnesinde “düşük beklentiyle” karşılandığını ifade eden Ertuğ, Crans-Montana belgesinin geçersizliğini vurgulayarak iki milli toplumun haklarını ihlal eden bir çerçeveden bağımsız bir yol çizilmesi gerekliliğini vurguladı.
Gelişmeleri yönlendirmek adına atak diplomasinin altyapısı konusunda eski müzakereci, KKTC’nin tanınması için Meclis’in karar alması gerektiğini ve self-determinasyon ifadesinin anayasal olarak net bir şekilde ilan edilmesi gerektiğini belirtti. Kamu diplomasisinin önemine değinen Ertuğ, gençleri tarih açısından bilgilendirmek amacıyla konuyu ortaokul müfredatına almaya yönelik çağrıda bulundu ve bölgesel örgütlerde asil üye adayı olarak girişimlerin artırılmasını önerdi.
AB’nin mevcut vaatlerinin yeterli olmadığını söyleyen Ertuğ, üç tüzüğün geçmesine rağmen uygulamanın yetersiz kaldığını, Rum tarafının işbirliğinden kaçındığını ve enerji ile Maraş konularında uzlaşıların reddedildiğini belirtti. Bu tablo, yalnızca tanıma üzerinde durulmaması gerektiğini, somut güvenlik ve gerçek tantrı güçlendirecek adımlar gerektiğini savunuyor.
Son olarak, KKTC’nin bağımsız bir geleceğe doğru ilerlemesi için Rum tarafının tutumunun değişmesi gerektiğini vurgulayan Ertuğ, iki devletli çözümün Türkiye ile birlikte daha gerçekçi bir strateji olduğunu ve vatandaşların bu vizyonu seçimlerinde değerlendirmesi gerektiğini sözlerine ekledi.





