Bu Site Satılıktır

Türk Devletleri Teşkilatı: Entegrasyonun Gücü ve Gelişen Stratejiler

Türk Devletleri Teşkilatı’nı güçlendiren entegrasyon stratejileri ve gelişen vizyon: Bölgesel etkisi, iş birliği avantajları ve sürdürülebilir büyüme odaklı bakış.

Türk Devletleri Teşkilatı: Entegrasyonun Gücü ve Gelişen Stratejiler

Türk dünyasının entegrasyon sürecinin merkezi konumundaki TDT, 16. kuruluş yıl dönümünü kutluyor. Başlangıçta Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi olarak adlandırılan bu teşkilat, Nahçıvan Anlaşması ile 3 Ekim 2009’da temellerini attı ve Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ile Türkiye’nin ortak çabalarıyla yoluna başladı. Bu çerçevede, ortak tarih ve kültürel değerleri temel alarak Türk dünyasının ekonomiden politikaya pek çok alanda işbirliğini güçlendirmeyi amaçlıyor.

Bugün TDT, 4,25 milyon kilometrekarelik bir toprak ve yaklaşık 160 milyonluk nüfusa sahip üye ülkelerle bölgesel bir güç olarak öne çıkıyor. Uluslararası arenada artan tanınırlığıyla, jeopolitik nüfuzunu yükselterek Türk dünyasının ortak gücünü temsil ediyor. 12 Kasım 2021’de İstanbul’da düzenlenen Devlet Başkanları Zirvesi’nde, Türk Konseyi’nin adının Türk Devletleri Teşkilatı olarak değiştirilmesi, entegrasyon süreçlerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirildi.

İş birliği mekanizmaları arasında Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan tam üye konumunda bulunurken Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gözlemci statüsünde yer almakta. Merkez İstanbul’da bulunan TDT; Devlet Başkanları Konseyi, Dışişleri Bakanları Konseyi, Aksakallar Konseyi, Kıdemli Memurlar Komitesi ve Sekretaryadan oluşuyor. Ayrıca TÜRKPA, Türk Akademisi, TÜRKSOY, Türk Yatırım Fonu ve Türk Kültür ve Miras Vakfı gibi işbirliği kuruluşlarının da çatısını oluşturuyor.

TDT’nin uluslararası ilişkileri sadece bölgesel değil, BM, AGİT, İİT ve WCO gibi kurumlarla da ortaklıklar kuruyor. Budapeşte’de açılan temsilcilik ile Macaristan’ın gözlemci statüsünün ötesinde AB, AGİT, OECD ve Vişegrad Grubu ile olan bağları güçlendirilmeye çalışılıyor. Türk Dünyası-2040 Vizyonu Belgesi ile belirlenen uzun vadeli hedefler arasında güven ikliminin pekiştirilmesi, siyasi dayanışmanın güçlendirilmesi, ekonomik ve teknik işbirliğinin artırılması ve Türk dünyasının tarih-kültürel mirasının kayıt altına alınması yer alıyor.

TDT’nin 16 yıllık süreci sadece devlet kurumlarını değil, kardeş toplumları da bir araya getirerek kaynaşmayı sağlıyor. Ortak kurumların çalışmaları, halklar arasındaki ilgi ve değerleri pekiştirirken, Türk Akademisi’nin Ortak Türk Alfabesi konusunda 34 harften oluşan uzlaşı haberinin sevinci de bu bağlamda önem taşıyor. Zirve temasının “Bölgesel Barış ve Güvenlik” olarak belirlenmesi, kuruluşundan bu yana devlet başkanları düzeyinde 11 zirvenin üzerinden gelinen noktada yeni ufuklar açıyor. 12’nci zirve ise 7 Ekim’de Azerbaycan’da gerçekleşecek.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ